Hakkımızda

Caralto neden var

47 yaşındayım. Bunların yirmi yılında büyükanne ve büyükbabama eşlik ettim. Öylesine değil — her şeyi bilen bendim. Hangi ilaçlar, hangi tanılar, hangi doktor, hangi randevu, ne istedikleri ve ne istemedikleri. 2022 yazından itibaren evde yaşadıkları sürece ilaçlarını ben hazırladım, muayenelerde yanlarındaydım, vekâletim vardı. Büyükanne ve büyükbabam benim için ikinci ebeveyn gibiydi, ben de onlar için dördüncü bir evlat gibiydim.

Bakımı diğer taraftan da biliyorum: eğitimli bir geriatri terapistiyim, bir huzurevinde bakım asistanı olarak çalıştım ve hayat arkadaşımla birlikte kendi bakım hizmetimizi yürüttüm. Yine de — işin püf noktası bu — asıl sorun hiçbir zaman bakımın kendisi olmadı. Sorun, tüm bilginin tek bir kişide olmasıydı. Bende.

Büyükbabam 2022 sonunda aniden öldüğünde, yanına ilk başka biri ulaştı — ve onun bir hasta vasiyeti olduğunu, canlandırılmak istemediğini bilmiyordu. Büyükannemle büyükbabamın cenaze düzenlemelerini kimse bilmiyordu.

Büyükannem ağır kalp ritmi bozukluklarıyla hastaneye geldiğinde, orada üç tür demans saptandı; ardından bir huzurevine taşındı. Doktorlar ve hemşireler, benden başka kimsenin yanıtlayamayacağı sorular soruyordu — hangi tanılar, hangi ilaçlar, ne istediği. Annem bir keresinde büyükannemi göz doktoruna götürmek zorunda kaldığında, sadece şöyle dedi: « Ama ben hangi ilaçları aldığını bilmiyorum ki. » İlgisizlikten değil — bu bilgi hiçbir zaman paylaşılabilir değildi.

Bu yüzden hep ben vardım. Randevulara eşlik ettim, masrafları takip ettim — huzurevinin ne kadar tuttuğunu, büyükannemin hangi yardımcı araçlara sahip olduğunu ve neden. Diğerlerinin bildiklerini, ben anlattığım için biliyorlardı. Tekrar tekrar, her birine ayrı ayrı. Annemle telefon görüşmeleri bile neredeyse yalnızca büyükannem, huzurevi, organizasyon etrafında dönüyordu — nadiren insan olarak bizim etrafımızda.

Her şey yük değildi. Bugün 19 yaşında olan oğlum, 16 yaşından beri bize destek oldu: büyükbabamın ölümünden sonra büyük büyükannesiyle yürüyüşe çıktı, ona mezarlıkta eşlik etti ve huzurevinde neredeyse her hafta ziyaret etti — kimi zaman benimle, kimi zaman yalnız. Onunla sohbet etti ve onunla oynadı.

Yine de hiçbir zaman aksamaya hakkım yoktu. Bu, büyükannemin Ocak 2026'daki ölümüne kadar sürdü — ve o gün her şeyi yine ben organize ettim: cenaze evini, bankayı, sonra mirasın paylaşımını.

Ancak aylar sonra, işler sakinleştiğinde, bunca zaman neyin yanlış gittiğini anladım. Her şey hep tek bir çift omuzdaydı — başkaları yardım etmek istemediği ya da edemediği için değil, herkesi aynı bilgi düzeyine getiren bir araç olmadığı için.

İşte tam da bunun için Caralto'yu kurdum. İlaçlar, randevular, tanılar, masraflar, acil durum verileri, belgeler — tek bir yerde, yardım eden herkese görünür. Artık kimsenin, ailenin haberi olsun diye her şeyi defalarca anlatması, kopyalaması ve iletmesi gerekmiyor. Görevler paylaştırılabilir ve acil durum profili, bir insanın iradesini gerektiği yere taşır: o an orada olan kişiye.

Böylece en çok yükü taşıyan kişi bir kez olsun hasta da olabilsin. Ya da tatile gidebilsin. Ve telefonda, bir aileyi oluşturan diğer her şeye yeniden yer açılsın — yalnızca organizasyona değil.

Bakımı birlikte taşımak — bu sadece sloganımız değil. Yirmi yıl boyunca özlediğim şey buydu.

— Caralto'nun kurucusu